Teknolojinin altın çağını yaşadığı bir zamanda yaşıyoruz. Ve teknoloji merak duygusuyla birleştiğinde sınırları zorlayacak türden şeyler ortaya çıkabiliyor. Bunlardan en önemlilerinden biri de hiç kuşkusuz uzayda yaşam.
Bildiğiniz üzere başta NASA ve SpaceX bu konu hakkında bir hayli çalışıyor ve konu ile alakalı büyük bir bütçe ayırıyorlar. Elon Musk 2023 yılında olması beklenen bir çalışmayla Dünya ve Ay arasında bir gezi düzenleyecek. Yine NASA da 2023-2025 yılları arasında bir kalıcı uzay istasyonu tarzında yaşam ünitesi kurma girişiminde. Bu tarzda çalışmaların yapılmasının altındaki en büyük neden ise maalesef dünyanın giderek yaşanamayacak bir hal alması.
Peki, uzayda yaşamak, hatta biraz daha ileri gidersek bir koloni kurmak mümkün mü? Öncelikle su ve besin gibi temel ihtiyaçları dünyadan tedarik etmek oldukça zor ve meşakkatli. Öyle ki uzaydaki 6 kişilik bir ekibe Dünyadan su taşımanın masrafı iki milyar doları buluyor. Bu yüzden yapay bir biyosfer yapmak ilk aşamada daha makul bir çözüm yöntemi. Ayrıca şunu da biliyoruz ki yaşama kısmen de olsa uygun bir gezegene seyahat etmek hiç de kısa süreli birşey değil ve koloniler çok uzun bir süre uzayda yolculuk etmek zorunda kalacaklar. Uzay gemilerinin yaşam alanlarının ne denli büyük olduğunu düşünürsek koloni üyelerinin psikolojik ve ruhsal birtakım sıkıntılar yaşaması da kuvvetle muhtemel. Bu durumu Moskova da yapılan bir deney destekler nitelikte. Mars500 adı verilen bu deneyde 6 kişi 80 metrekarelik bir odada 582 gün boyunca izlendi. Deney sonunda bir çok denekte depresyon ve uykusuzluk gibi belirtiler gözlendi.
Diğer yandan, uzay koşulları dünyadan çok daha farklı. Diyelim ki astronotlar bu şartlara rağmen üreme yetisini kaybetmedi,-ki bu konu hakkında kesin bir yargıya sahip değiliz-, yeni neslin bizden daha farklı yapıda olması öngörülüyor. Portland Üniversitesinden Cameron Smith’e göre yeni nesil bizden  çok daha farklı olabilir, değişik davranış yapıları sergileyebilirler. Farklı saç ve deri yapısı, düşük yerçekimine uygun organlar ve uzuvlar gibi adaptasyonlar da gözlenebilir. Hatta Smith olayı bir tık daha garipleştiriyor ve genetik mühendislikle birlikte uzay hayatına adapteyi kolaylaştıracak organlar üretilebileceğini söylüyor. Fakat bu sadece bir varsayım. Çünkü uygun zamanda ve gerekli adaptasyonların tam olarak gerçekleşememesi durumunda birkaç kuşak sonra nesil tamamen engelli şekilde doğabilir, bu durumda da üreme yetisi etkisiz hale gelecek ve uygun koşullu bir yaşam alanı bulunsa bile orada insan ırkını devam ettirebilecek sağlıklı nesiller olamayacak.
Şu anki duruma bakacak olursak yakın vadede böyle birşey  söz konusu değil gibi, ama kim bilir, bugün hayatımızdaki birçok şey on yıl öncesine kadar saçma birkaç hayalden öte şeyler değildi. Artık teknoloji ve bilim, insana ayak uydurmuyor, insan onlara ayak uydurmaya çalışıyor.
Şimdilik benden bu kadar fütürist dostum,Sonraki yazıya kadar kendine iyi bak,Hoşçakaaaaal….

Paylaş:

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.