2020 Mart ayında, ülkemizde corona virüs vakalarının tespit edilmesiyle eğitim öğretimin uzaktan yürütülmesine karar verildi. Başlarda, bu durum biz öğrencileri oldukça mutlu etti hatta uzaktan eğitim süresinin daha da uzatılması öğrencileri rahatsız etmedi bile. Fakat yaz yaklaştıkça, havalar güzelleştikçe, biz öğrenciler artık evde kalmak istemediğimizi fark ettik. Yaz ayı içerisinde, belli bir dönemde pandeminin seyrinin azalması bizlere okulların açılması adına bir umut oldu. Ne yazık ki güncel durumun bize gösterdiği okulların bir süre daha uzaktan eğitime devam edeceği yönündedir. Aslında bu süreçte biz öğrenciler okulun hayatımızın merkezinde olduğunu fark ettik. Bütün günlerimiz okul etrafında dönen bir rutinmiş meğer ve biz bu rutini özlemeye başladık. Bana soracak olursanız, ben sınıfta ders dinlemeyi bile özledim. Uzaktan eğitimde derslerde başarılı olmak her ne kadar kolay olsa da ve bu bizi cezbetse de psikolojik olarak kötü etkilendiğimiz çok açık. İlköğretim, lise, lisans farketmeksizin tüm öğrenciler bu süreçten kötü etkilenmiş durumda.

Bunun başlıca nedenleri arasında, sosyal hayatın özellikle yaza kadar neredeyse bitmiş olması yer alıyor. En çok da sosyalliği seven kişiler bu durumdan psikolojik anlamda daha fazla zarar gördüler. Bir kafe ortamında kırk yıllık hatrı olan bir kahvenin hasretiyle tutuştuk. Sokak arasında bir arkadaşımızla yürümeyi özledik. Hatta sınav haftalarında üniversite kütüphanesinde ders için buluşmaları bile özledik ki bu haftalar bizim için azap niteliğindeydi. Yaza kadar bu süreç psikolojik anlamda bu şekilde gelişti. Yaz aylarında ise deniz, kum, sahil bizlere ilaç gibi geldi. Arkadaşlarımızla görüşmeye başladık. Bu kadar rahat olmamızın sebebi ise açık havada vakit geçirdiğimiz için  tehlikenin düşük seviyede olduğunu düşünmemizdi. Ama tabii ki herkes umduğumuz gibi tedbirli davranmadı ve Mart ayındaki duruma geri döndük. Yalnız, fark ettiğim diğer bir şey ise, arkadaşlarımızla görüşmüş olsak da bu asla okuldaki arkadaş ortamının yerini tutmadı ve ben gerçekten okulu özlediğimi yine anlamış oldum.

Diğer bir neden ise, öğrencilerin ebeveynleriyle normalden çok daha fazla vakit geçirmesi olduğunu düşünüyorum. Normalde akşam yemeği saatinden uyku saatine kadar vakit geçirdiğimiz ebeveynlerimizle bütün zamanımızı bir arada geçirmeye başladık. Bu durum bir süre sonra sıkıntılar yaratmaya başladı. Ev içinde özel alanın işgali, istediğin zaman yemek yiyip film izleyememek, sürekli odanı topla diyen bir kişi ve zamanla aradaki sohbetin sadece bu tarz diyaloglara dönmesi öğrencilerin bıkmasına sebep olmaya başladı. Böyle anlatınca bir ergenin isyanı gibi anlaşılıyor fakat durum artık iki bireyin birbirini birey olarak görmemesiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Tabiki buradaki tek suçlu ebeveynler değil, öğrenciler de ebeveynlerine aynı şekilde davranıyor. Zaten sosyalliğimiz azalmış, evde bıkmış durumda derslerimize çalışıyoruz. Bunun üzerine, bu tarz küçük problemler yaşamamız psikolojimizi çok daha fazla olumsuz yönde etkiliyor.

İlköğretim öğrencilerinden bahsedecek olursak, onlar bu durumdan çok daha farklı bir şekilde etkileniyor. Kaygılı çocuklar ve baştan okul reddi için risk taşıyan çocuklar bu sürece daha zor uyum sağlamış durumda. Bunun çözümü ise, ebeveynlerin çocuklarına daha anlayışlı yaklaşmasından geçiyor ve uzmanlar psikolojik desteğin gerekebileceğini söylüyor.

16 Kasım haftasıyla gelen yasaklar da virüsün sona ermediğini kanıtlıyor. 8 ay sonra tekrar başa dönüyoruz ve bu süreci tekrar yaşayacağız. Virüs artık hayatımızın bir parçası oldu. Tüm dünya olarak üstümüzde bir paronoya var. Her bir adımımızda ‘virus bulaşmış olabilir hemen kolonya sürmeliyim’ gibi düşünceler beynimizi tırmalıyor ve gönül rahatlığıyla hayatımızı yaşayamıyoruz.  Fakat bu süreci lehimize çevirmek bizim elimizde. Negatif düşüncelerden uzaklaşarak dersler dışındaki boş zamanımızı hobilerimizle birleştimemizin vakti geldi. Örneğin, ben bu süreçte gitar çalmayı ilerlettim, blog yazıları yazmaya başladım ve 4 senedir içinde bulunduğum Ege Üniversitesindeki topluluğumuzda farklı perspektifler kazandıracak etkinliklerin koordinatörlüğünü üstlendim. Bu şekilde, kendime sıkılacak vakit bırakmamaya çalışıyorum. Sizlere de tavsiyem bu yönde 😊 Pandeminin en kısa zamanda sona ermesi dileğiyle…

Paylaş:

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.