İnsanlığın ilk çağlarından bugüne kadar hep bir inanç olgusu var olmuştur. Kimi toplumlar güneşi güçlü görüp ona inanıp güvenmiş kimileri de kendi yaptıkları putları ilahlaştırıp onlara sığınmışlardır. Peki neden bizden daha güçlü birine ya da başka bir deyişle herhangi bir şeye veya birine güven duymak istemişizdir? 

İnsanların sadece fiziki ihtiyaçları yoktur. Bedenimizin yanı sıra ruhumuzun da doyurulmaya tatmin edilmeye ihtiyacı vardır. Koşulsuz şartsız bizi dinleyecek cevap vermese dahi bizim var olduğumuzu bilecek bir varlığın olması kendimizi daha güvende hissetmemize sebep olur. Psikolojik açıdan din ve inanç konusuna bakıldığı zaman ruhi olarak kendimizi huzurda ve güvende hissetmek amacıyla bir güce, inanca inanırız. Tasavvufi yorumlara bakıldığı zaman da din ve inanç doğuştan gelir.  İslam dininde buna fıtrat denilmektedir ve her doğan çocuk İslam fıtratı üzerine doğar ailesi, çevresi bu durumu şekillendirilir denilmiştir. Dünyadaki dinlerden bazıları; İslamiyet, Hristiyanlık, Hindiuizm, Budizm, Sihizm, Yahudilik (Musevilik), Bahailik, Konfüçyüsçülük, Jainizm, Şintoizmdir. Her dinin kendine özgü ibadet ve inançları vardır. 

Batıl inancın din olgusu içindeki yeri var mıdır? Batıl inançlar akıl ve ilime ters düşen davranış, düşüncelerdir. Dinle alakası yoktur. Neredeyse her dinde yer alan asılsız hareketlerdir. Mantıklı bir açıklaması olmayan bu hurafeler kimi zaman hayatımızı etkileyecek kadar aklımıza yerleşmişlerdir. Bazı batıl inançlara gelin beraber göz atalım. 

Yunanistan’da hapşıran insanlar arkalarından birinin konuştuğuna inanıyorlar. Halbuki hapşırmamızın sebebi burun ve boğazımızın içerisindeki mukus zarlarıdır. Danimarka’da kırık tabaklar uğur getirdi derken Türkiye’de kırılan bir şeye nazar çıktı gözüyle bakılır. Tabi ki sakarlıktan değil(!) Almanya’da önünüzde bir kedi yürüyüşünü soldan sağa doğru yaparsa bu talihsiz bir şey yaşayacağınız, sağdan sola zikzak çizerek yürüyorsa da mutluluk sizle beraber olacakmış. Acaba bu durumdan kedilerin haberi var mı? Eğer bizi anlasalar buna kahkahalarla güleceklerine eminim. Malta’ da tüm kiliselerde saat farklıdır sebebi ise şeytanın aklını karıştırmaktır. Şeytanın bu oyuna düşeceğinden emin olanlar saat ayarları ile oynamaya başladı herhalde. Hiç itfaiye görevlisi bir örümceğe denk geldiniz mi? Katar’da eve giren örümceklerin yangınları engellediğine inanıyorlar. Halbuki bu sekiz bacaklı canlılar kimilerinin fobisi.  Gelinliklerinizi giydiniz hayatınızın en mutlu günlerinden biri ama sizi çamura batırıyorlar. Düşüncesi dahi korkunç fakat İskoçya’da bu çok doğal.  Mutlu evliliğin sırrı çamurdaymış meğersem. Fransa’da bir köpeğin arkasından yürürken aman çok dikkat edin ilk adımınıza. Sağ ayağınızla atacağınız bir adım size büyük bir talihsizlik getirecektir. Sıradaki batıl inancımız bekar kadınlar için. Bulgaristan’da masanın kenarına oturursanız evde kaldığınız anlamına geliyormuş. Ufak bir mide bulantısına sebep olacak bilgiyle devam edelim. Çorbanıza sinek düştüyse Dağıstan’a göre size bir hediye gelecekmiş. Çoğunuzun ne hediye gelsin ne de sinekle uğraşayım dediğinizi hissediyorum. 

Meğer ne çok batıl inanç sığdırmışız ömrümüze. 

Paylaş:

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.