Şu bitkiler ne kadar da mükemmel canlılar değil mi? Su veriyorsun biraz da güneş, diyor ki abi Allah bereket versin bunlar bana yeter. Oksijen diyorsun yok abi diyor, eyvallah. Keşke biz de tıpkı onlar gibi olabilsek… Şimdi okuyacağınız bitki ise tevazuyu biraz abartmış sanırsak?
David Latimer adlı bir şahıs, 1960 yılının Paskalya gününde, 10 galonluk (yaklaşık 25 litre) bir fanusa 4 adet telgraf çiçeği fidesi ve bir miktar da su koyduktan sonra fanusun, ya da terraryumun, artık ne derseniz deyin, ağzını yağlı bir tıpayla sımsıkı kapatmış. Aradan geçen 12 yıl boyunca hiçbir şekilde fanusun kapağını açmayan Latimer, 1972 yılında son kez fanusun kapağını açıp biraz daha su eklemiş ve tekrardan fanusun ağzını kapatmış. Aradan geçen 58 yılda hiçbir şekilde müdahalede bulunmadığını söyleyen amatör bahçıvanımızın bitkisi bu süre zarfında 3 fidesini kaybetmesine rağmen son savaşçısını ayakta tutmayı başarmış ve bu son fide solmadan, bıkmadan, usanmadan fanusun içinde yaşamaya devam etmiş. Peki fiziksel olarak beyni olmayan bu  fide, bu zamana kadar nasıl hayatta kaldı?
Aslında sistem çok da karmaşık değil. Hemen lise son sınıfa bir dönüş yapıyor ve bitkileri hatırlıyoruz. Bildiğimiz üzere bitkilerin enerji üretebilmesi için oksijene gerek yok, sadece karbondioksit ve su yeterli. Bu 25 litrelik ekosistemin içinde hapsolmuş bakteriler, ölü bitki artıklarını sentezleyerek ortama karbondioksit ve su salıyorlar. Salınan karbondioksit ve suyu alan bitki de, bunu enerjiye dönüştürüyor ve fotosentez sonucu ortama oksijen salıyor. Bu oksijeni enerji yakmada da kullanırken, diğer yandan bakterilerin oksijen ihtiyacını da karşılıyor. Ortam kapalı olduğu için suda da bir buharlaşma olmuyor böylece su miktarı hiç azalmayıp, sabit kalıyor. Sistem bu şekilde tam 58 yıldır kendi kendine yetmiş ve bir aksilik yaşanmazsa, komşunun çocuğunun gelip fanusu kırması gibi, uzun bir müddet çarkın dönmeye devam edeceği görülüyor.
Aslında camdan dışarı çıktığımızda da aynı durumu görmek mümkün. Fanus, bir nevi dünyanın ekosistemini gözler önüne sermiş. Biz buradaki bakterileriz. Fanus da atmosfer. Bitkiler de… Onlar hala aynı bitkiler. Böyle muntazam bir sistemdeyiz ama onu mahvetmek için elimizden gelen herşeyi yapıyoruz. Dua edelim de çocuklarımıza, torunlarımıza üç beş  karış toprakla bir düzine kadar bir ağaç kalsın…

Paylaş:

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.