Yeni bir haftadan herkese merhaba!

Umarım sendromsuz bir final haftası geçiriyorsunuzdur. Final haftasında sendromsuz olmak ne mümkün, dediğinizi duyar gibiyim ancak unutmayın ki nasıl düşünürseniz öyle hissedersiniz ve hisleriniz yaptığınız işlere de yansır. Öyleyse siz iyi düşünün, iyi hissedin ki her şey yolunda gitsin 🙂

Bugün sizlere renklerden ve renklerin psikolojimiz üzerindeki etkilerinden bahsedeceğim. Renklerin psikolojimiz üzerindeki bazı etkilerini oradan buradan duymuş olmalısınız. Mesela fast food logolarında ve reklamlarında kullanılan kırmızı renginin iştah açıcı bir özelliği olması, mavi renginin insana huzur vermesi, siyahın acı ve üzüntüyü temsil etmesi gibi… Peki ya sarı, pembe ya da beyaz gibi daha birçok renk hakkımızda neler söylüyor?

Kırmızıyla başlayalım…

Aşkın ve cesaretin rengi olarak bildiğimiz kırmızı ,sanılanın aksine aslında kişide öfke ve korku da yaratabiliyor. Bazı kişilere mutluluk verirken bazılarında ise gerginliğe neden olabiliyor. Hatta yapılan bir araştırmaya göre kırmızı yoğunluklu bir ortamda çalışanların durup dururken öfkelendikleri kaydedilmiştir. Ayrıca kırmızının iştah açıcı özelliği de bulunuyor. Bu yüzden pek çok fast food ve gıda sektörü tarafından yoğun olarak kullanılan kırmızı; psikolojik olarak açlık hissi yaratıyor ve beyindeki yemek merkezini harekete geçiriyor.

Güneşin ve dolayısıyla da aydınlığın temsili olan sarı ise doğrudan özgüvene etki ediyor .İnsanlar üzerinde antidepresan etkisi yaratıyor .İnsana coşku verip mutlu olmasını sağlayan bu renk aynı zamanda verimliliği ve üretkenliği de temsil ediyor .Bütün taksilerin renginin neden sarı olduğunu hiç merak ettiniz mi? Sarı ,yaşamı ve geçiciliği temsil eder de ondan! Ayrıca sarıyı seven kişiler, işleri kontrol altına almaya bayılırlar ve istemsiz gelişen olaylardan nefret ederler .Fast food şirketlerinde en az kırmızı kadar sıkça kullanılan bu renk ihtiyaç dışı satın alma ve alışveriş konusunda da etkilidir.

İnsana canlılık veren ve ‘tatlı’ kelimesini çağrıştıran pembe ise sevgi ve şefkati sembolize ettiğinden kalbi temsil eder. Kız çocukları tarafından sıkça tercih edilen şeker pembesi, sevgiye açlık olarak yorumlanır. Psikolojik olarak insanlar üzerinde sakinleşme ve yumuşama gibi etkileri olan pembeyi, tahsilat işlerini de kolaylaştırdığından kasiyer üniformalarında ya da güleryüzlü hosteslerin üzerlerinde görebilmeniz mümkün. Böbrek, sinir ve epilepsi hastalarına da iyi gelebilen pembe aynı zamanda uyuşturucu ve alkol tedavi merkezlerinde de bu özellikleri nedeniyle tercih edilir. Genel olarak üzerimizde olumlu etkiler bırakan bu renk aynı zamanda insanı hayal kurmaya sürükler ve huzur verir.

Temizliğin ve saflığın sembolü olarak bilinen beyaz, genel anlamda negativiteyi azaltan bir renktir. Gün içinde sürekli olarak negatif olaylara maruz kalan doktorların önlükleri de bu yüzden beyazdır. Soğukkanlılığın ve asaletin rengi de olan beyaz ,insanı güçlendirir .Beyaz aynı zamanda ‘kefen rengi’ de olduğu için hüznü ve matemi de temsil eder .Hastane duvarlarının beyaz olması ise tamamen beyazın çağrıştırdığı ‘temizlik’ ve ‘sağlık’ ile ilgilidir.

Pek çoğumuza olumsuzluk ve negatifliği çağrıştıran siyah ,bir yandan karanlık diğer yandan da aydınlığı temsil eder. Acı, keder ve kötülükleri çağrıştıran bu renk aynı zamanda sabır, sadakat, dayanıklılık ve güvenilirliği de temsil eder. Azimli, kararlı ve özgüvenli kişiler tarafından kullanılan siyah iş hayatında ise başarının sembolüdür . Yalnızlığı, sıkıntıları, hüznü  ve yası da çağrıştıran siyah cenazelerde de matemi sembolize eder .İnsan psikolojisi üzerinde kendine güveni artırıcı, konsantrasyonu yükseltici etkisi de bulunur.

Uçsuz bucaksız gökyüzünün ve denizlerin rengi olan mavi ise özgürlüğü temsil eder ve insana dinginlik verir. Kırmızının aksine mavi, iştah kapatıcı bir özelliğe sahiptir. Üzüntüyü ,yalnızlığı  ve depresyonu da temsil eden mavi, psikologların özellikle kaçındığı bir renktir. Kan akışını yavaşlatıcı ve tansiyon düşürücü etkilere de sahip olan bu renk bazı hastalarda olumlu etki yaratır. Genel olarak insana olumlu duygular yükler. Hem canımız Sıla’mızın da dediği gibi “İyi gelmez mi hiç deniz havası?”…

Renklerin üzerimizdeki etkilerini kanıtlamak için yapılmış birçok deney de mevcut. 1875 yılında Avrupalı doktor Ponza’nın renkli camlar, renkli mobilyalar ve renkli duvarlar kullanarak yaptığı deneyde kırmızı ve mavi renklerini kullandı .Günlerdir yemeği reddede bir adam yemek yemek isterken mavi odaya giren öfkeli bir hasta ise 1 saat içinde sakinleşti.

Ek olarak 1942 yılında Goldstein’in organizmalar üzerinde yapmış olduğu renk deneylerinde kırmızı renginin Parkinson hastalarında patolojik problemi daha kötü hale getirdiği gözlenirken ,yeşil daha iyi bir hale getirip düzeltmiş.

Eh, yazımın sonuna gelmişken sınavlarla boğuşan akranlarıma da bir renk önermeden geçsem ayıp olur. Mavi! İddaa bayisi tükenmez kalemi olarak tabir edilen mavi tükenmez kalemi yanınızdan ayırmamanızı öneriyorum. Mavi ile yazılan yazılar çok daha akılda kalıcı oluyor çünkü! Ama siz siz olun turuncu ve kırmızıdan uzak durun..

Hayatta ve sınavlarda başarılar diliyorum, hoşça ve sevgiyle kalın…

Paylaş:

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.