30 Nisan 1945… Sonunda karanlık yerini aydınlığa bıraktı. Tüm Avrupa’da ve dünyada herkes Nazi Almanya’sına karşı kazanılan zaferi kutluyordu. Haziran 1944’te Normandiya sahillerine yapılan çıkarmadan beri savaşı kazanmak yaklaşık 1 yıl sürdü. Yenilmek üzereyken bile Adolf Hitler savaşı kazanma kararlığını sonuna dek korudu. 3 Reich çökerken savaşın vahşeti ve Nazilerin fanatikliği katlanarak artmıştı. 2. Dünya Savaşının en acımasız ve dönemi olan o 11 ay insanların kalplerinde ve tarihte derin bir iz bıraktı. Bu 11 ay boyunca tarihte iz bırakacak 2 olay gerçekleşti. Birincisi Nazilerin “Son Çözüm” adını verdiği Yahudi soykırım bu 11 ay boyunca şiddetlenerek arttı. İkincisi ise Naziler doğudan Rusların saldırması ve batıdan Müttefiklerin gelmesi arasında sıkışmasına rağmen amansız bir savunma hattı kurmuşlardı. Buna rağmen Kızıl Ordu 1000 km cephe boyunca önüne çıkan her şeyi silindir gibi ezerek ilerliyordu. 1 milyondan fazla asker, 4 bin tank, 300 bin top ve 6 binden fazla uçak ile düşmana amansızca saldırdı. Hiçbir savunma hattı onları durduramıyordu.

Stalin saldırıyı başlatmak için 22 Haziran tarihini beklemiştir. Böyle bir hamle yapmasının sebebi ise 1941’de Almanya’da aynı gün saldırıya geçmişti. Stalin, Hitler’den tarihsel olarak intikam alıyordu. (Buna benzer bir durumu Kurtuluş Savaşı’nda da görebiliriz. Sakarya Meydan Muharebesinde, Yunanlılar 26 Ağustos günü yürüyüşe geçmişken, Türk ordusu tam bir yıl sonra Büyük Taarruz’da 26 Ağustos günü saldırıya geçmiştir.)  Günler geçtikçe Ruslar ilerliyor, bunun yanında Almanya geri çekilmekten başka bir şey yapmıyordu. Şehirler birbiri ardına düşerken Alman General’lerin ellerinden hiçbir şey gelmiyordu. Ruslar ilerlerken yol boyunca Almanlar tarafından inşa edilmiş toplama kamplarını da buldular. İçlerine girdiklerinde, insanlığın geldiği son noktayı gördüler. Bir masanın üzerinde insan derisinden yapılmış abajurlar duruyordu. Kurutulmuş kafatasları, insan cesetleri, açlıktan ölmek üzere olan mahkumlar ve daha niceleri. Nazi barbarlığının hatırları…

Doğu’da Ruslar ve Batı’da Müttefik kuvvetler kurtarılan toplama kaplarının kapılarını açtılar ve olaylardan haberimiz yoktu(!) diyen bölge sakinlerini kampta gezdirdiler. Bu korkutucu detayları gören bir gazeteci “cehennemin kapıları açıldı” diye defterine not düşmüştür. Nisan 1945 tarihine gelindiğinde son savunma için Berlin hazırlanmıştı. Ruslar doğudan şehri ablukaya aldılar. Berlin halkı top seslerini duyana kadar her şeyden habersiz, rahat bir hayat içinde yaşıyorlardı. Asker sıkıntısından dolayı tüm Berlin halkı şehri savunmak için hazırlık yapıyordu. Halk teslim olmak istemiyordu. Çünkü Rus askerleri yılların verdiği intikam hırsıyla Alman kadınlarına tecavüz dalgası başlatmışlardı. Sadece bu dalga boyunca 2 milyon Alman kadınına tecavüz edilmiştir. (Zaten savaşın başından beri ister Rus ister Alman hep kadınlar en çok acıyı çekmiştir.) Sistematik bir saldırıdan rahatsız olan Moskova yönetimi özel bir emir ile tecavüzü yasaklamıştır.

Ruslar şehri güncelerce abluka altında tuttular. Zaferi paylaşmamak için Müttefik kuvvetlerin şehre girmesini de engellediler ve bu durum zaferin gecikmesine, daha çok insanın ölmesine sebep oldu. Kızıl ordu 100 bin ton bombayı Berlin’e fırlattı. Ruslar ilerlerken Hitler, İtalya’dan gelen kötü haberi duydu. 28 Nisan 1945’te Mussolini ve metresi halk tarafından toplam 5 kurşun ile vurarak öldürmüş ve cesetleri asılmıştı. Hitler bu olaydan sonra “cesedim kimsenin eline geçmemeli” demiştir. Rusların kesin ilerleyişinden sonra Adolf Hitler, 30 Nisan 1945’te Berlin’deki yer altı sığınağı Führerbunker’de kendini vurarak intihar etti. Kendisiyle birlikte eşi Eva Braun da siyanür alarak kendini öldürdü. Hitler’in daha önceden vermiş olduğu talimatlar doğrultusunda cesetler, aynı gün öğleden sonra sığınağın acil çıkışının merdivenlerinden dışarı çıkarıldı ve yakınlardaki Reichskanzlei’nin bahçesinde üzerine petrol dökülerek ateşe verildi. Dünya kötülükten ve karanlıktan bir an için aydınlığa çıkmış oldu.  

Paylaş:

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.