Günümüzde ne yazık ki hakkında ya sadece olumlu ya da tam aksine sadece olumsuz söylem, düşünce ve bilgiler bulunan bir Osmanlı subayı olan Enver Paşa’nın ismini duyduğumuzda çoğumuzun aklına ilk olarak şu iki kelime geliyor: “Alman hayranı” ve hemen arkasından tarihimizdeki asla unutulmayacak olan, keşke hiç yaşanmasaydı dediğimiz Sarıkamış Harekatını hatırlıyoruz.   

Enver Bey 1881 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul’da başladığı eğitim hayatına Manastır’da Askeri İdadi ve Rüştiye ile devam etti. Daha sonra İstanbul’da Harbiye’ye girdi. 1903 yılında Kurmay Yüzbaşı olarak mezun oldu ve Manastır’a tayin oldu. Balkanlarda Bulgar ve Rum çetelerine karşı önemli başarılar elde etti. Burada çetelere karşı verdiği mücadeleler onda milliyetçilik fikrinin gelişmesinde rol oynadı. Bu dönemde “Hürriyet Kahramanı” olarak ismi yavaş yavaş ülkede duyulmaya başladı. 5 Mart 1909 da Berlin Ataşemiliterliği’ne tayin edildi. İşte o meşhur “Alman hayranlığı” burada başladı. Daha sonra Balkan Savaşlarında kaybedilen Edirne’yi geri alan Enver Bey “Edirne Fatihi” olarak da anılmaya başladı. Hızla rütbesi yükselen Enver Bey kısa süre içinde Harbiye Nazırı oldu. Ayrıca Enver Paşa padişah V. Mehmed Reşad’ın yeğeni Naciye Sultan ile evlendi. Günümüzde bu kimileri tarafından gerçek bir aşk, kimileri tarafından da kariyeri için yaptığı stratejik bir evlilik olarak değerlendirilse de kimse gerçeği bilemez. Ama şunu belirtmem gerek kendisinin eşine yazdığı mektuplar hâlâ eser konumundadır.   Gelelim Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya savaşına girmesine, daha doğrusu Almanya’nın yanında savaşa girmesine. Erkân-ı Harbiyye-i Umumiyye Reisliği (Genel Kurmay Başkanlığı) görevini de üstlenen, sarayın damadı Enver Paşa, orduda ciddi reformlara imza attı. Bu reformlar orduya can kattı lakin Enver Paşa’nın Cihan Harbi’nde Almanya’nın safında yer alma düşüncesi, işte bu düşünce, belki de savaş bittiğinde onu yenilginin müsebbibi yapacaktı. Osmanlı’nın 1. Dünya Savaşına girdiğini ilan eden o meşhur olayı hepimiz az çok biliyoruz. İngiltere zırhlılarından kaçan Alman savaş gemileri Goeben ve Breslau Osmanlıya sığınır. Yavuz ve Midilli adını aldıktan ve üzerine Türk bayrağı çekildikten sonra Karadenizde Rusya sahillerini bombalar. Bu olay üzerine Osmanlı Devleti resmen savaşa İttifak bloğunda girer. Asıl önemli kısım şu; peki ya Osmanlı neden durduk yere, savaşa girceğini bilerek Rusya’yı bombalasın, neden savaşa girmek istesin? Şu an bu konuda birbirinden farklı birçok görüş bulunuyor. Almanya’nın bir oyunuydu, bombalama emrinden Osmanlı’nın haberi bile yoktu diyenler çok var. Tabi ki Almanya savaşta “Halife” kozuna sahip olmak istiyordu. Ayrıca Osmanlı demek, Savaşın geniş bir coğrafyaya yayılması ve büyük bir asker gücü demekti. Fakat gerçekten de Osmanlı Devleti’nin bu bombalama emrinden haberi yok muydu? Bu mesele neredeyse 100 sene tartışma konusu olmuştu. Bu tartışmalar 2014 yılında bulunan belge ile son buldu. Sözkonusu belgede Alman Amirali Wilhelm Souchon’a “Karadeniz’deki Rus filosuna saldırın” emrinin altında Almanya ile ittifaka erken giren Enver Paşa’nın imzası yer alıyor. Öyle ya da böyle Osmanlı Almanya’nın yanında savaşa girdi. Yaşanmış ve bitmiş bir olay üzerine yorum yapmak çok kolaydır. Tabi ki şu an düşünerek savaş ile ilgili binlerce farklı senaryo yazabiliriz. Şöyle olsaydı, böyle olsaydı. Sonu gelmez bu muhabbetin. Ama şüphesiz ki Enver Paşa savaşı kazanmak istiyordu ve doğru tarafın Almanya’nın yanı olduğunu düşündüğü için orda yer almak istiyordu. Lisedeki tarih öğretmenimiz her fırsatta şunu vurgulardı ” tarihte bir olayı ele alırken o olayın yaşandığı dönemin şartlarına göre değerlendirmek gerekir.” Şunu da göz ardı etmemek gerekir ki İtilaf Devletleri ile yapılan ittifak görüşmeleri sonuç vermemişti. İngiltere Osmanlıyı kesinlikle yanında istemiyordu ve o dönemde İngiltere’nin bizimle olan savaş gemisi alışverişindeki sahtekâr tutumu, İtilaf bloğunda olmamızın mümkün olmadığını gösteriyordu. Yani Almanya’nın yanında savaşa girmemizi direkt olarak Enver Paşa’ya bağlamak ona büyük haksızlık olur.   

90 bin askerimizin tek bir kurşun dahi atmadan donarak şehit olduğu harekat. Evet, bu Sarıkamış Harekatının akıllarımıza kazınmış o klasik tanımı. Osmanlı donanmasına ait Yavuz ve Midilli tarafından bombalanan Rusya karşı atağa geçerek Osmanlı sınırını geçip baskın tarzında taaruza başlamıştır. Bunun üzerine Enver Paşa Rusları bu bölgede yok etmek için büyük bir taarruza karar vermiştir. Enver Paşa bu taaruzla 93 Harbi’nde kaybedilen Kars Ardahan Batum gibi toprakların da geri kazanılmasını amaçlıyordu. Bu noktaya kadar bir problem yok fakat Enver Paşa önemli bir faktörü gözden kaçırıyordu. Gözden kaçırıyordu demek ne kadar doğru olur bilmiyorum. Sanki görmezden geliyordu demek daha doğru olur. Çünkü çok dikkat çekici bir olay var. Taarruz için 14 Aralık 1914’te İstanbul’dan Köprüköy’e gelen Enver Paşa taarruzun bahara bırakılmasını öneren 3’üncü Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa’yı görevinden alarak 3’üncü Ordu Komutanlığını kendi üzerine almıştır. Karşımızda savaşın kaybedilme nedeni olan iklim şartları konusunda uyarılan ve uyaran kişiyi de görevden alan bir Enver Paşa var. Gerçekten, sonuçları çok kötü olan, bedelini çok ağır ödediğimiz, göz ardı edilemez çok büyük bir hata. Tabi ki eleştireceğiz, yanlışına yanlış diyeceğiz ki bir daha böyle hatalar olmasın, böyle acı olaylar yaşanmasın. Savaşın sonunda Enver Paşa İstanbul’a döndü. Sarıkamış hakkında haber yapılması yasaklandı. Bu sebeple burada olup bitenler çok sonraları açıklığa kavuştu.     

1. Dünya savaşının sonunda yenilginin kesinleşmesi ile birlikte İttihad ve Terakki kabinesi istifa etti ve yurt dışına kaçtı. Enver Paşa da ittihadçı liderlerle beraber gitti. Ülkede kalsaydı İngiltere tarafından tutuklama emri ve yargılama onu bekliyordu. Belik de idama mahkum edilecekti. Daha sonraları Anadolu’daki direnişe katılmak istedi fakat halkın ona tepkisi hâlâ çok büyük olduğu için başta Mustafa Kemal olmak üzere Kuvâ-yi Milliye liderleri tarafından kabul edilmedi. Son faaliyetlerinde Rusya’daki Türk direnişini örgütlemek üzerine çalışan İsmail Enver Bey, 4 Ağustos 1922’de Tacikistan’da Abıderya Köyünde iken ani bir Rus baskınında çıkan çatışma sırasında hayatını kaybetti.Enver Paşa büyük bir kahraman değildir Ama ona asla vatan haini de diyemem, kimse diyemez, dememeli. Vatanı, devleti, bayrağı ve milleti için ömrü cephelerde geçen bir komutana hain diyen birisi önce kedisini bir sorgulamalı ben vatanım için ne yapıyorum diye. Enver Paşa hataları ağır bedellere neden olmuş, vatansever, vatanı için mücadele etmiş bir komutandır. Ruhu şad olsun.

Hakkı ayaklarız biz hak adına
Dil uzun, el kısa, fikir derbeder
Ya Rab! Bu dünyada öz ecdadına
Çirkef atan var mı bu millet kadar?

Paylaş:

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.