Enerji…

Hayatımızın her anında bizimle olan, nefes almaktan yemek yemeye, yürümekten araba sürmeye günlük hayatımızda hep bizimle olan, evde ısınmak için kullandığımız araçlardan, yiyeceklere, ışık ve ısı kaynağımız Güneş’ten, üzerinde yaşadığımız Dünya’mıza kadar her şeyde enerji bulunur. 

Ama bir sorunumuz var. 

Tam olarak tarihini bilmiyor olsak da kısa zaman içerisinde bile oluşabilecek bir durum var: kullanılabilir enerji kaynaklarımız bitmek üzere. Kaynaklarımız azalıyor, nüfus artıyor. Tüm enerjilerimiz tükenince ne yapacağız?

Bilim insanları araştırmaya başladı bile. 

Bugün, sizlere kara deliklerle alakalı çözümlerden bahsetmek istiyorum. 

1969’da Roger Penrose isimli bir bilim insanı, kara deliklerden enerji elde edilebileceğini fark etti. Tabii bunun için oldukça gelişmiş bir medeniyete sahip olmak gerekiyordu. Bu gelecek için heyecan verici bir adım olsa da henüz bunu yapabilecek şartara tam olarak sahip değiliz. 

Penrose süreci veya Penrose Mekaniği isimli teoriye daha detaylı bakmadan önce, kara deliklerin özelliklerine biraz göz atalım.

Kara delikler spiral şekilde dönerler. Bir madde, kara deliğin ergosferine (dış kısmı) takılırsa spiral bir yol içinde ilerler ve kara deliğin içinde kaybolur. 

Penrose’nin fikrine gelirsek, bir cismin kara deliğin ergosferine doğru gelmesi ve tam bu anda cismin yarısının parçalanıp kara delikten kaçabilmesi durumunu esas alıyor. Böylece, enerjiyi açısal momentum sayesinde istenen yere ulaştırabilecek. Tabi bir kara deliğin gazabından kurtulabilmek için ışık hızından bile hızlı olabilmek gerekir. Yani, ışık hızından daha hızlı bir maddeye sahip olan kişi, gelecekte  evrendeki en zengin kişi olabilecek.

Penrose Mekaniği oldukça heyecan verici evet, ama gerçeklik payı var mı? Evet, Penrose’un teorisini ortaya atmasından iki yıl sonra, ışık ve dönen bir silindirle araştırma yapıldı. Ama kara deliklerin saniyede milyonlarca kez dönmesinden dolayı bu deneyin uygun olmadığı anlaşıldı. Daha sonra ışık yerine ses ile denendi ve gerçekten Doppler etkisinin de yardımıyla deney olumlu sonuç verdi.

Bu deneyler, enerjinin doğasını anlamamızı ve Penrose’ nin haklı olduğunu görmemizi sağladı.

Tabi, kara delikten tek enerji kazanma şansımız Penrose Süreci değil merak etmeyin. 

Karadelik bombası adıyla anılan bu teoriye göre, dönen bir kara deliği ayna ile kaplamamız gerekiyor. Görüntüsü Dyson Küresine benzer olacak ancak bir kısmında ayna olmamalı. Eğer ayna kaplama işini halledebilirsek, ayna olmayan kısma elektromanyetik dalga göndereceğiz. Enerjinin cam içerisinde dönüp bize geri dönmesini bekleyeceğiz ve sonrasında enerjimiz hazır. Tabi dikkat edin bu aşırı büyük enerji size çarpmasın tabi kısa sürede yok olmak istemiyorsanız. 

Bu deneyler, henüz günümüzde uygulayabileceğimiz deneyler değil. İnsan ırkının teknolojiyi oldukça geliştirdiği büyük bir gerçek ancak gezegenimize en yakın kara delik bile aslında çok uzak olduğu için ona yaklaşmak uzun sürecektir. İkinci olarak, kara delikler Güneş’ten bile büyük oldukları için ayna kaplama fikri pek uygulanabilir değil.

En azından bilim insanları yeni enerji kaynakları bulana kadar elimizdekinin kıymetini bilmeli ve kontrollü kullanmalıyız. Bir sonraki yazımıza kadar bol enerjili ve bilgili kalın…  

Anahtar kelimeler: Kara delik, Penrose Mekaniği Penrose Süreci, Roger Penrose, Dyson Küresi, enerji, açısal momentum SERKAN BURAYA BAK

Kaynakça:

Paylaş:

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.