Evrimsel Psikoloji, insan belleği, algı mekanizmaları,dili ve psikolojisi üzerine modern evrimsel bakış açısıyla yaklaşan bilim dalıdır. Peki türlerin zaman içerisinde değişip, gelişmesi ve başka türlere dönüşmesiyle kısaca tanımlayabileceğimiz modern evrim sistemiyle bu bakış nasıl sağlanıyor?

Kavram kargaşasını önlemek amacıyla evrim ve psikoloji gibi iki bilimi kategorize etmek gerekir: Evrim, temelde biyolojik bir bilimdir dolayısıyla matematik, fizik gibi doğa bilimidir yani doğayı ele alır.Bu tür bilim dallarına müspet ilim başka bir deyişle pozitif bilim diyoruz.
Psikoloji ise temelde insan davranışlarını inceleyen bir bilim dalı olmasından dolayı bir beşeri bilim dalıdır. Yani pozitif bilimler gibi hipotez, deney ,gözlem gibi temellere oturtulamaz bir daldır. Peki bu iki farklı bilim dalı bir araya nasıl geldi ?
Evrim Teorisi’nin babalarından Charles Darwin dünyayı değiştiren  “On The Origin of Species” (Türlerin Kökeni-1859) kitabının son sayfalarında :
Gelecekte çok daha önemli araştırmalara açık alanlar görüyorum. Psikoloji, Bay Herbert Spencer’ın şimdiden attığı temelle, zihni güçlerin ve yeteneklerin ancak yavaş yavaş ve aşamalı olarak kazanılmış olmasının gerekliliğine, güvenle oturtulabilir. İnsanın kökeni ve tarihi daha çok aydınlanacaktır.
İfadelerinde bulunarak evrimsel psikolojinin doğum haberini müjdelemiş gibidir.

Ne var ki Neuroscience, Biyomühendislik, Moleküler Biyoloji gibi son yarı yüzyılın bilim dalları gelişene kadar Evrimsel Psikoloji, bilim dünyasında muamma bir alan olarak kalmıştı. 1985 yılına gelene kadar sistemlerde kayıtlı makale sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu. O yıldan bugüne ise giderek popülaritesini yükselten Evrimsel Psikoloji, insan davranışlarına getirdiği tutarlı fikirlerle takdir toplamış, saygın bir bilim dalı olmuştur.

Gelelim evrimsel psikoloji kaynaklı,bilim dünyasında adeta sansasyon yaratan teorilere:

Tüm dünya üzerindeki şiddet kaynaklı suçların büyük bir yüzdesini erkekler işlemektedir. Hatta dünya üzerindeki hüküm giyen tüm mahkumların sadece yüzde 6.9’u kadındır. Gerçeğe yakın tahmini verilere göre avcı-toplayıcı atalarımız 2 milyon yıl boyu süren bir çağda kalmışlardı. Tür içi rekabetin bulunduğu ve erkek egemen bir yapıya sahip olan atalarımızın erkekleri soylarının devamı ve egemenlik kurmak için binlerce yılda gelişen bir yapıya sahipti: Testesteron. Bu hormon erkekler üzerinde cinsel arzuyu tetikleyen, kasların gelişimine yardımcı olan ve beyni kaba kuvvete, şiddete sürükleyen etkilere sahiptir. Atalarımızda, soyun devamı ve düzenin istikrarı için evrimleşen bu hormon günümüz kriminal suçlarının kökenine ışık tutmaktadır. Evrimsel Psikoloji’ye göre şiddet suçlarının kaynağı testesteron olabilir.

Bir başka konuya değinelim: Dillerin Evrimi. Uzmanlarca iletişimin yüzde 70’i beden dili,yüzde 20’si ses tonlama,yüzde 10’unun ise konuşmadan ibaret olduğu düşünülüyor. Atalarımızın uzun bir süre sesler ve konuşmadan ziyade beden diliyle anlaştığını tahmin ediyoruz. Örneğin bebekler kendilerini ilk olarak ifade etmeye başladıklarında ağlayarak,gülerek,somurtarak ve kızarak sağlarlar. Onlar için dil çok sonraları öğrenebilecekleri bir temsiliyet biçimidir. Beden dilinin insan iletişiminde büyük bir paya sahip olması atalarımızdan bizlere bir miras olabilir.

Çarpıcı bir fikir daha: Obezitenin Kökeni. Araştırmacılara göre obezitenin kökeni de atalarımızdan kalan bir miras olabilir. Karbonhidrat tüketimi günümüzde elzemdir. Onu tüketmediğimiz öğün yok gibidir. Bunun tarihi ise insanların ilk defa tarımı icat etmesiyle mümkün olmuştu. Bu sayede bizler, en başta ekmek olmak üzere zengin karbonhidrat kaynağı ürünleri bin yıllar içerisinde daha çok verimle elde etmeyi başardık. Ancak tarımın icadından da önce mesela 200.000 yıl önce ılıman kuşakta bir insan komününde olduğunuzu hayal edin. Tabi bunu yaparken modern hayata dair her şeyden sıyrılmanız gerekiyor. Mağaralarda yaşadığınızı, küçük topluluğunuzla av hayvanlarının göç yollarında gidip geldiğinizi, her gün yenilebilecek meyve ve bitkileri aradığınızı, tüm bunları yaparken acımasız doğadan ve vahşi hayvanlardan korunmaya çalıştığınızı düşünün. Hayatınız boyunca yiyebileceğiniz en lezzetli yiyeceği hayal edin şimdi. Hadi biraz hayal gücünüzü kullanın ve yazıyı okumaya biraz ara verin.

Bulabildiniz mi? Meyveler mi yoksa ? Hiç sanmıyorum. Modern dünyadaki hemen hemen tüm bitkisel ürünlerin atası günümüze çok daha tatsız, halk arasındaki deyişle kelekti. Çileğim,karpuzun,kavunun,muzun ve bir çok tatlı meyve sanayileşen tarımın bir ürünüdür.

Güzelce pişmiş bir mamut eti mi ? Eğer  et tüketmeyi seven bir insansanız bunu düşünmüş olabilirsiniz fakat avcı toplumlar yakaladıkları avların etlerini saklayacak günümüz soğutma teknolojilerine sahip değildi. Eti saklamak için binlerce yıl tadından taviz vererek kuruttuk. İs altında bıraktık ya da tuzladık.

Gelelim cevabımıza : BAL !

Atalarımızın çok nadir bulabildikleri ancak bulduklarında da arılarla savaşa girip elde edebildikleri bal şüphesiz ki en tatlı kadim yiyeceklerden biridir. Ekipman olmadan bulduğunuz bir arı kovanını sokulmaktan bayılmadan hatta ölmeden nasıl ele geçirebileceğinizi de düşününce gerçekten de çok değerli bir yiyecek olduğu gerçeği kaçınılmazdır. Bal gibi nispeten karbonhidrat zengini diğer yiyecekler içinde benzer durumlar söz konusudur. Atalarımız, zor elde edebildikleri;elde ettikleri zaman ise zevkle tükettikleri bu yiyeceklere binlerce yıl içerisinde  genetik hafızamıza adeta kazınan bir huy katmış oldular: Şekere olan şehvetimiz! Karbonhidrat zengini günümüz yüzyılı içinse bu davranış ne yazık ki insan sağlığı açısından çok tehlikelidir. İnsanları obeziteye götüren çok fazla parametre olduğu bir gerçektir. Egzersiz yapılmayan günlük hayat, genetik faktörler, stres , yetişme tarzı gibi çok fazla değişken vardır yalnız şekere olan açlığımızın kökenine Evrimsel Psikoloji tutarlı bir yaklaşım üretmiş olabilir.

Kulaklara çarpıcı, aydınatıcı hatta absürt gelebilen daha nice bulgular mevcuttur yalnız Evrimsel Psikoloji sadece bunlarla ilgilenmez. Bu bulgular bir nevi işin magazin kısmı sayılabilir. Evrimsel Psikoloji bu bulgulara varırken klasik determinist yaklaşımdan ziyade pozitivist bir davranış sergiler. Hipotezler, varsayımlarla inşa edilir, deneylere tabi tutulur, uzun dönemli gözlemler sonucundaki veriler titizlikle incelenir ve ortaya asla bir kanun misali statik bir kanı atılmaz. Bulgular dinamik bir üretim sürecinin ürünüdür bu sebeple değişime ve sorgulanmaya açıktır.

Yeni çağı inşa ederken adeta bina temeli gibi kullandığımız Sinirbilim’in (Neuroscience) en büyük iki inceleme alanı alan zihin ve psikoloji ele alındığında Evrimsel Psikoloji çok önemli bir yere sahiptir ve gün geçtikçe bu önemini artıracaktır.

Bir sonraki yazıya kadar sevgiyle, sanatla ve bilimle kalın…

NOT: Daha fazla bilgi sahibi olmak için Sapiens, Homodeus gibi Y.N. Harrari‘nin kitapları, J. Diamond’ın “Tüfek, Mikrop ve Çelik” kitabı (Aynı konu üzerine kendisinin sunduğu bir belgesel de mevcuttur.) , Evrim Ağacı makalelerini öneririm.

Kaynaklar ve ileri okuma :

Darwin, C. (1859). On the Origin of Species by Means of Natural Selection.
https://www.apa.org/science/about/psa/2009/05/sci-brief
Prof.Dr. İbrahim Balcıoğlu, Bilge Yayıncılık, Şiddet ve Toplum, İstanbul, 2001, 1. Baskı, s.49
Evrim S.: (1970) Psikolojik Açıdan  Suçluluk Sorunu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, No: 1531, İstanbul.
https://www.wikizeroo.org/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvRXZvbHV0aW9uYXJ5X3BzeWNob2xvZ3k
https://evrimagaci.org/evrimsel-psikoloji-nedir-5191
https://evrimagaci.org/modern-insanin-zihni-ve-bedenindeki-avci-toplayici-atalarimizdan-izler-5090

Paylaş:

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.