Aşkı için dağları delen Ferhat’tan, krallığı bırakan Edward’a kadar tüm aşklar… Bir aşk için en fazla ne yapılabilir?

Ferhat ile Şirin
Demirci ustası Ferhat, aşkı Şirin uğruna dağları deldi. Eski bir ask masalının iki kahramanı. Türk ve İran edebiyatında çok işlenen bir konu. Ferhat ile Şirin birbirlerini çılgınca severler. Şirin soylu bir genç kız, Ferhat halktan bir delikanlı olduğu için, birbirlerine kavuşup mutluluğa ulaşamazlar. Şirin’in yakınları Ferhat’a akla gelmedik zorluklar çıkartırlar. Demir yapılı bir dağı delmesi gerektiği şartı da güçlükler arasındadır. Ferhat, zekası, teknik bilgisi, bilek gücü, aşktan aldığı kuvvetle dağı deler. Halk edebiyatımızda Ferhat, divan edebiyatımızda Hüsrev olarak geçen bu masal kahramanının deldiği dağın adı “Bisutun Dağları”dır…

Leyla ile Mecnun
Konusu bir Arap efsanesinden alınmıştır. “Beni Amir kabilesinden Kays ile Leyla daha okulda iken birbirlerini severler. Leyla’nın annesi bunu duyunca kızını okuldan alır. Sevgilisini göremez olan Kays yollara düşer. Mecnun diye anılmaya baslar. Kays’ın babası, Leyla’yı ailesinden isterse de vermezler. Kays çölde vahşi hayvanlar ve kuşlarla arkadaş olur. Kızı İbni Selam adlı birine verirler. Leyla kendisini bir perinin sevdiğini, eğer evlenirlerse peri tarafından öldürüleceklerini söyleyerek adamı kandırır, onu kendinden uzak tutar. Mecnun’un inkisariyle İbni Selam ölür. Mecnun bütün maddi varlıklarla ilgisini kesmiş, manevi bir aşkla kendinden geçmiş halde yaşamaktadır. Çölde karşısına çıkan Leyla’yı tanımaz. Leyla’nın kendi içinde olduğunu, onunla manevi alemde birleştiğini, başka bir Leyla ile buluşmaya takati olmadığını bildirir. Leyla, döner bir müddet sonra kederinden ölür. Mecnun bunu öğrenince Leyla’nın mezarına koşar, ölmek ister, isteği tanrı tarafından kabul olunarak orada düşüp ruhunu teslim eder.

Arzu ile Kamber
Birbirlerini kardeş sanarak büyüyen iki gencin aşklarını anlatan ve 17. yüzyılda ortaya çıktığı sanılan Türk halk öyküsü. Konusu söyledir: Bir kervan, yolda eşkıya baskınına uğrar. Baskından yalnız küçük bir erkek çocuğu sağ olarak kurtulur. Bir aile tarafından evlatlık olarak alınan çocuğa Kamber adi verilir. Bir süre sonra bu ailenin bir kız çocuğu olur, adını Arzu koyarlar. İki çocuk birbirlerini kardeş sanarak büyürler. Bir süre sonra aralarında ilgi ve yakınlık başlar. Kardeş olmadıklarını öğrenince de evlenmek isterler. Arzu’nun annesi bu evliliğe karşı çıkar ve kızını zengin bir tüccarla evlendirir. Ama adam kısa bir süre sonra ölür. Arzu ile Kamber evlenmek için yeniden uğraşırlarsa da, anne engel olur. Aşıklar bir rastlantı sonucu birbirlerini bulurlar. Kavuşmanın heyecanıyla ikisi de bayılır. Sürekli olarak kızını izleyen kötü yürekli anne onları gene ayırmak ister, ama gençlerin çevresi su ile kaplandığından yanlarına ulaşamaz. Az sonra iki sevgilinin göğüslerinden birer güvercin çıkarak uçar ve böylece ikisi de orada can verir.

Heloise ile Abelard
Paris’te 1101 de doğan Heloise ile ondan 22 yıl önce Nantes’te dünyaya gelen Abelard’ın ilişkisi sonucunda, edebiyat tarihi en ünlü aşk mektuplarını kazandı.

Dante Alighieri ile Beatrice
1200’lü yılların başında ünlü İtalyan şairi Dante Alighieri henüz 9 yaşındayken ilk kez gördüğü Beatrice’yi ömrü boyunca sevdi. Dante onu üne kavuşturan en büyük eseri ‘Commedia Divina’yı büyük aşkı için yazdı.

Şeker Ahmet Paşa ile Kaya
Padişah 4. Mehmet’in en küçük kızı, güzeller güzeli Kaya, daha gencecik bir kızken Şeker Ahmet Paşa ile evlendirildi. Hülyalarının sahibini bekleyen Kaya, karşısında gür sakallı bir ihtiyar görünce çılgına döndü ve tam yedi sene kendisini Paşa’ya teslim etmedi. Yedi sene gecikmeyle gelen birleşme Kaya’nın ruhunda fırtınalar koparttı ve kocası Şeker Ahmet Paşa’ya çılgınca aşık oldu. Kızı dünyaya geldiği zaman ise aşkı zirveye ulaştı. 27 yaşında ikinci çocuğunu doğururken ölmesiyle sona erdi ama bu müthiş aşk yıllarca dilden dile dolaştı.

Napolyon ile Josephine
Fransa İmparatoru Napolyon, henüz 27 yaşındayken kendinden beş yaş büyük olan dul Josephine’i görür görmez aşık oldu. Josephine ise eğlenceyi seven bir kadın olduğu için ülkeleri dize getiren Napolyon’u hep küçümsedi. Napolyon’un Josephine karşı duyduğu bitip tükenmeyen sevgi, karısının kusurlarını görmesine de engel oldu. Ondan boşandıktan sonra bu sevgiyi söküp atmak pek kolay olmadı ama karşısına Emilie çıkınca kalbi yine çarpmaya başladı. Üstelik bu aşk Josephine ile olduğu gibi tek değil, çift taraflıydı.

Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan
Ülkeler fatihi Kanuni Sultan Süleyman’ın gönlünü de Rus asıllı Hürrem Sultan fethetti. Hürrem Sultan’ın, Muhteşem Süleyman’a hakimiyeti, sevgili kocasının kolları ve gözyaşları arasında ölmesine kadar devam etti. Aşk mı? Onu da bir tek Kanuni hissetti.

VIII. Edward ile Wallis Simpson
Yıl 11 Aralık 1936; radyoların başında oturan milyonlarca kişi İngiltere Kralı 8. Edward’ın, deli gibi aşık olduğu Amerikalı Wallis Simpson ile evlenmek için tahtan indiğini heyecanlı ama kararlı bir ifadeyle duyurdu. İki kez evlenip, boşanmış bir kadınla beraber olabilmek için krallığı bırakan Edward, 20. yüzyılda aşk için tahtını bırakabileceğini gösterdi.

Nazım Hikmet – Piraye
Bu toprakların tanık olduğu en büyük aşklardan biri elbette ki, “Mavi gözlü dev”imiz Nazım’ın Piraye’ye duyduğu büyük aşk. Hasret çektiği kadınlara büyük aşklar besleyen Nazım Hikmet, “kalbinin kızıl saçlı bacısı” Hatice Zekiye Pirayende ile 1935 yılında evlenir. Ancak ertesi yıl tutuklanır ve parmaklıklar ardında devam edecek bir hasretlik öyküsü başlar. Henüz 24 yaşında olan Piraye, iki çocuğunu büyütmek dışında artık cezaevindeki Nazım’ın da tek seslendiği kişi olur. Adını kol saatinin kayışına tırnağıyla yazdığı Piraye’ye Nazım Hikmet, 581 mektup yazar ve ona şöyle seslenir: “Seni nasıl seviyorum biliyor musun? Ot yağmuru nasıl severse, ayna ışığı nasıl severse, balık suyu ve insan ekmeği nasıl severse, sarhoşun şarabı, şarabın billur kadehi sevdiği gibi, annenin çocukları, çocukların anneleri sevdikleri gibi, Lenin’in inkılâbı ve inkılâbın Marx’ı sevdiği kadar, velhasıl seni Nazım Hikmet’in Hatice Zekiye Pirayende Piraye’yi sevmesi gibi seviyorum.” 17 yıllık büyük aşkta Nazım 13 yıl boyunca cezaevinde kalır. Piraye Nazım’a kitap, eşya ve umut taşır. Ancak cezaevinin yakınında bir yere yerleşmez. Uğruna dizelerce şiir yazılan aşk ise 1951 yılına kadar sürer. Bu tarihten sonra Nazım’ın hasretliği de biter, artık şiirler yazdığı kadın Piraye değil, dayısının kızı Münevver’dir. Piraye bu gidişi sessizce kabullenir, Nazım’ın Piraye’ye yazdığı iki ciltlik mektup Piraye’nin oğlu Memet Fuat tarafından “Nazım Hikmet Piraye’ye Mektuplar” ismiyle yayımlanır yayımlanmasına ama Piraye, mektuplarını hiçbir zaman yayımlatmaz. Piraye, Nazım’ın en güzel aşk şiirlerini yazdığı kadın olarak hafızalarımızda kalır.

Albay Juan Peron ile Eva Duarte
Arjantin’in eski Devlet Başkanı Albay Juan Peron, kendinden 25 yaş küçük olan oyuncu Eva Duarte ile tanışınca hayatı değişti. Birbirlerine çılgınca aşık oldular ama Peron’un ünü ve politik başarısı bir oyuncuyla evli olduğu için çok zedelendi. Genç yaşta kansere yakalanan Eva Peron öldü ama tutkulu aşk kitaplara, filmlere hep konu oldu.

Beatles John Lennon ile Yoko Ona
Efsanevi Beatles grubunun solisti John Lennon, Japon sanatçı Yoko Ona’ya aşık olup, evlenince grup dağıldı. Milyonlarca Beatles hayranı Yoko’yu “Japon Cadısı” olark lanetledi. Bu delicesine tutku 1980’de bir fanatiğin namlusundan çıkan kurşunlara hedef olan Lennon’un ölümüyle noktalandı.

Kafka ve Milena
“Yorgunum. Tek istediğim, yüzümü kucağına koymak. Başımın üzerinde dolaşan elini hissetmek ve sonsuza dek öyle kalmak” der dünya edebiyatının en özgün ve ikonik yazarlarından biri olan Franz Kafka, “Sevgili Milena” için. Onlarınki edebiyat dünyasının en kavuşulmaz, en imkânsız aşkı. Milena Jesenska, Praglı gazeteci, yazar ve çevirmen; aynı zamanda narin ve güzel. Kafka’nın kendisinden 12 yaş küçük Milena’sı ile tanışması 1920 yılına dayanıyor. Milena Kafka’nın eserlerini Almanca’dan Çek diline çeviren kişi. Dostlukları zamanla mektuplaşmalarla süren bir aşka dönüşürken ikili, iki ya da üç kez ancak bir araya gelebilir, çünkü Milena evlidir ve bu aşk da imkansızdır. Kafka Milena’ya, “Yeryüzünde tam olarak bildiğimiz şeyler çok azdır ama şunu iyi biliyoruz ikimiz de: Biz hiçbir zaman birlikte olamayacağız” der ve bu aşkları yalnızca mektuplar üzerinden devam eder. Şayet aşık Kafka’nın “Milena’ya Mektuplar” isimli kitabını okumuşsanız önce Kafka’nın gözünden tanıdığınız Milena’ya, sonra da bu imkansızlığın aşkına aşık olabilirsiniz. Sevgili Milena’da Dava, Şato ve Dönüşüm’de görülemeyecek bambaşka bir Kafka görmek de mümkün. Yasak aşkının imkânsızlığına kapılan, acılar içinde ve duygularını her yönüyle yazıya döken bir Kafka… Ancak bu imkânsız aşk Kafka’yı ciğerlerinden edip yatağa düşürdüğünde Kafka, Milena’dan vazgeçer. Kafka, 1924 yılında veremden ölürken, Milena ise 1944 yılında Nazi toplama kampında ölür.

Salvador Dali ile Gala
Salvador Dali ile tanışıp sınırsız bir aşka sürüklenen Rus ressam Gala, severek evlendiği eşiyle çocuğunu bırakıp çılgın ressama koştu. Dali ile çılgınlıklarla dolu 50 yıl geçiren Gala, bu aşktan da hiçbir zaman pişmanlık duymadı.

Paylaş:

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.