1 hafta gibi bir süre içinde vaka sayımız 98’e çıktı, ilk can kaybımız da maalesef dün gerçekleşti. Önlem alındığında ya da tam tersi alınmadığında ne gibi durumlar yaşanıyor hepimiz gördük.

Şimdi ulusal ve küresel bazda son durumu inceleyelim.

Worldometer sitesinden aldığımız verilere göre, biz bu satırları yazarken ki verilere göre, toplam görülen vaka sayısı 199,309, can kaybı ise 7994. Görülen vakalardan 82,795‘i tedavi edilmiş ve taburcu olmuş, yani hastalıktan kurtulmuşlar. Anlık olarak ise 108,520 kişi enfekte ve tedavi altında. Bu hastaların %6.4‘ünün durumu ise kritik ve ciddi. Ölüm oranı yaklaşık olarak %4 fakat bu genel tablo için geçerli. 80 yaş ve üzerinde bu oran %15lere dayanmış durumda.

Ülkemizde ise anlık vaka durumu 98. 89 yaşında bir vatandaşımız hayatını kaybetti. Bakan Koca açıklamasında hayatını kaybeden hastanın Çin temaslı bir çalışanından virüsü kaptığını aktardı. 2 gün önce açıklanan vaka sayısıysa 47‘ydi.  Bu da demek oluyor ki 2 katından daha fazla bir artış söz konusu. Önümüzdeki günlerde vaka sayısının binlerle ifade edilebileceği öngörülüyor. 

Prof. Dr. Alpay Azap

Nitekim konuyla ilgili açıklama yapan Bilim Kurulu Üyesi  Prof. Dr. Alpay Azap, Türkiye’de bekledikleri vaka sayısının 5000 civarında olduğunu,  fakat bu durumun tamamen alınan önlemlere bağlı olduğunu, bu sayının 30bine çıkabileceğini aktardı.

Dr. Vedat Bulut

Öte yandan  Ankara Tabipler Odası Başkanı  Dr. Vedat Bulut ise Dr. Azap’ın  rakamlarının iyimser olduğu görüşünde. Ona göre Haziran ayına kadar vaka sayısının en az 20bin olması bekleniyor. Bu sayının 100bine ulaşmasının ise sürpriz olmayacağı görüşünde.

Hali hazırda Çin, Amerika gibi bazı ülkelerin aşı çalışmaları mevcut. Hatta geçtiğimiz günlerde bir insan üzerinde ilk denemeler yapılmıştı.

Buna rağmen uzmanların ortak görüşüne göre aşının kullanılabilmesinin en iyi ihtimalle Ocak ayını bulması bekleniyor. Şuana kadar iyileşen hastalar ise bağışıklık sistemini güçlendirici veya başka koronovirüs tedavilerinde kullanılan ilaçlarla iyileşme gösterdiler. 

Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca’nın da dediği gibi önümüzdeki bir buçuk-iki ay dişimizi sıkmamız ve bu hayata alışmamız gerekiyor. Lütfen evden çıkmayalım. Canınızın sıkılması aslında birer lükstür. Hastanelerde çalışan sağlık görevlileri başta olmak üzere güvenlik, enerji gibi salgına yakalanma riski yüksek sektörlerde çalışan ve her an tehlikede olan insanları düşünün. Bana birşey olmaz diyerek dışarıda bulunmak hem sizi hem de yakın çevrenizi dönüşü olmayan bir yola sokabilir. Yazımı dedemin sevdiğim bir sözüyle bitirmek istiyorum;

“Unutma oğlum, mezarlıklar bana birşey olmaz diyenlerle doludur…”

Paylaş:

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.