Daha önceki yazımda, uzayda yaşam mümkün mü sorusuna cevap ararken şunları söylemiştim: “artık insan teknolojiye ayak uydurmak zorunda”. Burada kastettiğim şey teknolojinin ne denli hızlı ilerlediğini göstermekti. Ki zaten bunu inkar edebilecek birinin de çıkacağını zannetmiyorum desem yalan olmaz.  İnsanlar yıllarca ölümsüzlüğü aradı. Simyacılar, hekimler, bilim adamları… Hepsi sonsuz hayata ulaşmak için birşeyler üretti. Bu olay insanoğlu için o kadar önemliydi ki, hakkında efsaneler üretildi, ab-ı hayat gibi simgeler yaratıldı. Sybergler hakkında türlü çalışmalar yapıldı. Fakat katlanarak büyüyen bilim ,bu çalışmalarda ilk elle tutulur yöntemi bulmuş gibi görünüyor; vücut dondurma!
Her ne kadar tam manasıyla bilimsel bir çalışma olarak sayılmasa da, bu yöntemin bir sektör oluşturduğu ve birçok insanında bu yönteme başvurduğu-ki talep her geçen gün artmakta- bir gerçek. Bu konu hakkında çalışmalar 60 lı yıllarda hız kazandı ve 12 Ocak 1967’de , psikoloji profesörü  James Bedford üzerinde ilk gerçek çalışma gerçekleşti. Kendisi amansız bir böbrek kanserine yakalanmıştı, ayrıca hastalık akciğerlerine de zarar veriyordu. Hastalığın tedavi edilemeyecek boyutta olduğunu anladı ve denek olmaya gönüllü oldu.Aynı yıl 73 yaşında vefat eden Bedford, öldükten birkaç saat sonra uzman bir ekip tarafından  donduruldu ve o günden beri, yaklaşık ,52 yıldır donmuş vaziyette bekliyor. Dünya üzerinde şuan ,250den fazla dondurulmuş beden var, ve hali hazırda 1500’den fazla insan , öldükten sonra dondurulmak için sözleşme imzalamış durumda.Her ne kadar biraz imkansız da gelse , bilim dünyasında yaşanan bazı gelişmeler, tekrar hayata dönmenin mümkün olabileceği konusunda olan umutları artırmış durumda. 2015’te Robert Mclntyre, memeli bir hayvanın beynini dondurduktan sonra tekrar hayata döndürmeyi başardı. Deneyde önce bir tavşanın beyni donduruldu, ardından eski haline getirildi. Deney sonunda beynin yaşamsal faaliyetlerinin tekrardan başladığı ve fonksiyonlarını devam ettirdiği gözlendi.Bir kısım bilim adamı ise tüm vücudun tam anlamıyla geri döndürülemese de, en azından beynin yaşatılabileceğini, böylece anıların ve beynin çalışmasının bir bilgisayara aktarılabileceği görüşündeler.Fakat böyle bir teknolojinin mümkün olamayacağını, hiçkimsenin öldükten sonra geri getirilemeyeceğini savunanlar da bir hayli fazla. Şu anki duruma göre onların haklı olabileceğini söyleyebiliriz. Çünkü dondurma işlemi yapılmadan önce vücuttaki tüm kan ve sıvılar alınıp yerine antifriz ve koruyucu sıvılar dolduruluyor. Denek hayvanları üzerinde yapılan çalışmalara gelirsek, biyolojik gelişmişliğin bir takım farklar yaratacağı aşikar. Hemen lisedeki biyoloji  derslerine gidelim. Bir canlının gelişmişliği arttıkça doku yenilenmesi azalıyor. Örneğin insandan çok daha ilkel bir canlı olan denizyıldızı ikiye bölündüğünde her iki parça da kendini tamamlıyor ve iki denizyıldızı meydana geliyor, fakat aynısını bir insana yaparsak sonuç pek iyi olmayabilir.Gelecek bize ne gösterir bilinmez ama hayatın her anını doya doya, dolu dolu yaşayıp bu dünyadan göçmek bana göre en iyi seçenek. Tabi siz illa daha fazla yaşamak istiyorsanız, ki bu yöntem kesinlikle kesin bir sonuca sahip değil, yaklaşık olarak 36 bin dolara kendinizi dondurabilir, -192 derece sıcaklıkta onyıllarca, belki de yüzyıllarca bekleyebilirsiniz.Şimdilik benden bu kadar ,Bir sonraki yazıya kadar hoşçakaaal ….

Paylaş:

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.