Bildiğiniz üzere tüm dünya, 2019-nCoV ya da halk arasında bilinen adıyla Coronavirüs’ün sebep olduğu Covid-19 hastalığı ile boğuşmakta. Hastalığın ilk olarak Çin’in Wuhan şehrinin balık pazarında insanlara atladığı düşünülüyor. Bu balık pazarında sadece balıklar değil birçok farklı yaşam alanlarından getirilmiş hayvanlar satılmaktaydı. Örneğin domuzlar, büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar, kümes hayvanları, deniz canlıları ve maalesef yarasalar aynı tezgahlarda parçalanıyor; hayvanların kanları birbirlerine karışıyor ve virüsler için yeni konak alanları oluşuyordu. Bu sebeple Coronavirüs, insanlara bulaşabilecek ortam yakaladı ve kısa sürede yüzlerce ülkeye yayılmayı başardı.

Covid-19 hastalığı insandan insana solunum, ter, kan ve cinsel ilişki gibi yollarla kolaylıkla bulaşabilen bir hastalık ve eğer bağışıklık sistemi zayıf olan 45 yaş üzeri risk grubunda etkileri ölümcül oluyor. 20 günü bulabilen kuluçka dönemi sonunda vücuda hızla yayılmaya başlayan virüsün en çok etki ettiği sistem solunum sistemi. Solunum sistemine verdiği zararla zamanla nefes darlığı, ateş, kuru öksürük gibi belirtiler gösterip, insanların nefes darlığından boğularak ölmesine sebebiyet veriyor.

Konuyla ilgili iseniz bunlar hali hazırda farkında olduğunuz gerçekler fakat insanlığın Covid-19 gibi onlarca pandemik hastalık geçirdiğini biliyor muydunuz?

Tarihçi ve sosyolog Jared Diamond’a göre taş devrinden modern çağlara insanlığın kamçısı Tüfek, Mikrop ve Çelik olmuştur. Diamond’un mikroptan kastı ise insanlığın kaderini değiştiren bakteri ve virüs hastalıklarıdır.

Gelelim insalık tarihini etkilemiş küresel salgınlara. Bu salgınlara uluslararası literatürde pandemi deniliyor. Pandemi kelimesi ise Antik Yunanca “pan” (tüm) ve “demos” (insanlar) kelimelerinden türemiştir.Tarihte kaydedilen ilk pandemi M.Ö 429’da Atina’da kaydedildi. Bu hastalığın bir tifüs virüsünden kaynaklandığı düşünülüyor. Hipokrat da o yıllarda Sicilya’daki Yunan ordusunda baş gösteren hastalıkları kaydetmiş ve kaydedilmiş ilk grip hastalığını buradan biliyoruz.

İlk kaydedilmiş salgın hastalıklardan bahsetmişken insan-virüs ilişkisi üzerine biraz derinlere inmek gerekir. Avcı-toplayıcı yaşama binlerce yıl adapte olan insanlığın tarım devrimi ile birlikte yerleşik hayata geçmesi beraberinde birçok icada ve keşfe yol açmıştır. İnsanlık daha fazla üretip tüketme amacıyla tarlalarında çalıştıracakları yabani hayvanları evcilleştirmeye başladı. Yüzbinlerce hayvan türüne rağmen insanlığın evcilleştirebildiği hayvan sayısı 50’yi geçmiyor. Üstelik insalığın en çok verim aldığı otçul evcil hayvan sayısı ise yalnızca 14! Karada yaşayan, 45 kilodan ağır 148 farklı yabani ot obur hayvan var. Fakat bu 148 hayvandan başarılı şekilde yetiştirilenlerin sayısı sadece 14. Keçi, koyun, domuz, inek, at, eşek, çift hörgüçlü deve, Arap devesi, su sığırı, lama, ren geyiği, yak, yaban sığırı ve Bali sığırı. Bu hayvanları binlerce yıl boyunca yiyecek, giyecek, barınma, korunma, aydınlatma, yük taşıma, tarım yapma gibi birçok sebeple kullandık ve kullanıyoruz. Hayvanlarla kurduğumuz bu ilişki sebebiyle bu canlıların vahşi doğadan getirdiği çeşitli virütik ve bakteriyal hastalıklara maruz kaldık. İnsanlığı derinden etkilemiş tüm salgınlar hayvanlar kökenlidir.

Evcilleştirmeden sonra, kümes hayvanları ile 26, farelerle 32, atlarla 35, domuzlarla 42, koyun ve keçilerle 46, sığırlarla 50 ve köpekle 65 ortak (daha önce olmayan ya da büyük problem olmayan) hastalığımız var.
Örneğin daha önce görülmeyen kızamığın nedeni evcilleştirmeden sonra koyun ve keçilerde rastlanan bir çeşit sığır vebası virüsü.
Çiçek hastalığını develerin evcilleştirilmesine ve ineklerde yaşayan bir çeşit kemirgene borçluyuz.

Gelelim gribe… Bu baş belası yaklaşık 4.500 yıl önce su kuşlarıyla girilen sıkı ilişkinin sonucu olarak insanla buluştu.
Bir başka deyişle salgın hastalıklar açgözlü insan ırkının bitmek tükenmek bilmeyen üretim ve tüketim ihtiyacının yan etkileridir. Tarih boyu salgınlar, hayvanlarla olan ilişkimizin birer neticesi olmuş ve olmaya da devam edecek.

Gelgelelim insanlığı derinden etkilemiş,kaydedilen bazı pandemilere;

Antoninus Vebası (165-180)

Roma devrinde çıkmış bu salgın 5 milyon insan öldürmüştü.Günümüz çiçek hastalığına benzer bir hastalık olduğu düşünülüyor.

Justinianus Vebası (541-542)

İmparator Justinianus devrinde çıkan hastalığın yersinia pestis adlı bakteriden kaynaklandığı düşünülüyor.25-50 milyon insanı öldürdüğü düşünülüyor.

Kara Ölüm (1346-1353)

Yine yersinia pestis bakterisinin sebep olduğu düşünülen salgındır. Orta Asya’da çıkıp ticaret yollarıyla tüm Avrupa’ya yayılmış Avrupa kıta nüfusunun %30-%60 yani 150 milyon insan öldürdüğü düşünülmekte.

Kara Veba’da görevli doktorların taktığı maskeler ;

Meksika Kanamalı Ateşleri (1545-1575)

Kolonize edilen Meksika’da Colomy faresinden insanlara atlayan bir virüs kanamalı ateş hastalığına neden olmuş, 30 yılda 12 kez salgına dönüşmüştü. 30 milyona yakın insanı öldüren hastalık Meksika nüfusunun yarısını yok etmişti.

17, 18 ve 19. Yüzyıllar boyunca kaydedilmiş daha onlarca salgın vardır fakat çoğu yerel kalmış bir pandemiye dönüşmemiştir. Aralarında en çok paniğe neden olup fazlaca insan öldüren ;

İlk Kolera Pandemisi (1817-1824)

Hindistan,Kalküta limanı civarında doğan kolera hastalığı tüm Asya’yı kısa sürede etkisi altına almış 1 milyona yakın insan öldürmüştür.

İkinci Kolera Pandemisi (1829-1851)

Asya ve Avrupa’da aynı zamanda baş gösterip 100 binden fazla insan öldürmüştür.

Üçüncü Kolera Pandemisi (1852-1860)

Rusya’da ortaya çıkan kolera kısa sürede Doğu Avrupa’ya da yayılmış ve 1 milyondan fazla can almıştır.

1890 Grip Pandemisi (1889-1890)

Dünyada aynı zamanlarda farklı bölgelerde çıkan bir influenza virüsü 1 milyondan fazla can almıştı.

1918 İspanyol Gribi (1918-1920)

20. Yüzyılın en büyük salgınıdır. 1918-1920 yılları arasında H1N1 virüsünün ölümcül bir alt türünün yol açtığı grip salgınıdır. İspanyol Gribi, 18 ay içinde 50 ile 100 milyon arası insanın (o dönemde yaşayan nüfusunun %15’i) ölümüne sebep olarak insanlık tarihinde bilinen en büyük salgın olmuştur.İspanyol Gribinin bir özelliği, zayıf, yaşlı ve çocuklardan çok, sağlıklı genç erişkinleri etkilemiş olmasıdır. Birinci Dünya Savaşı ‘nın son aylarında tüm dünyayı etkisi altına almış, hatta kimi tarihçilere göre dört yıl süren savaşın sona ermesinde önemli bir etken olmuştur.

Asya Gribi (1957-1958)

Çin’de ortaya çıkıp Asya kıtasında baş gösteren influenza virüsü 2 milyonu aşkın insanın hayatına mal oldu.

Hong Kong Gribi (1968-1969)

Çin,Hong Kong’ta ortaya çıkan grip virüsü hızla Çin anakarasına ve ticari gemi yollarıyla dünyaya yayıldı.1 milyondan fazla can aldı.

HIV/AIDS Pandemisi (1960-günümüz)

AIDS, Kongo Havzası’nda ortaya çıkan HIV virüsünün sebep olduğu bir hastalıktır.Bağışıklık sistemine saldıran virüs başta grip belirtileri gösterip sonrasında ise felç,kanser gibi diğer krizlere sebebiyet verebilmekte. AIDS hastalığının Afrika’da maymunlardan insanlara geçtiği düşünülüyor. Bu virüsün orta Afrika’da şempanze avlayan insanlara bu esnada aldıkları yaralar vasıtasıyla veya sonrasında şempanze etiyle temas ettiklerinde geçmiş olabileceği iddia edilmekte.1960’lardan bugüne 30 milyonun üzerinde insanın hayatına mal olmuş küresel bir salgındır.Dünyada hala tespit edilmiş 30 milyonun üzerinde AIDS hastası vardır.Yıllar içerisinde geliştirilen ilaçlarla HIV virüsü ömür boyu vücutta kalırken hastalığın yarattığı tahribat en aza indirilmiştir.

21. yüzyıl itibariyle dünyanın çeşitli bölgelerinde kuş gribi,domuz gribi,Ebola,SARS,MERS,Deng Humması,Zika Virüsü gibi onlarca viral ve bakteriyal hastalık tespit edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü’nün pandemi kabul ettiği Covid-19 da bu listeye girmiştir.

İnsanlık tarihi boyunca maruz kaldığımız ve büyük ihtimalde de maruz kalacağımız salgın hastalıkların tarihsel gelişimini bilmek önümüzdeki süreçlerde atacağımız adımlar bakımından önem taşıyor. Hemen hemen tüm viral ve bakteriyal salgınların en fazla etki ettiği metabolizmalar bağışıklık sistemi zayıf,hali hazırda başka hastalıklara sahip insan metabolizmaları oluyor.

Tarihteki salgınlardan öğrendiklerimiz, bugünün hastalıklarıyla mücadele etme konusunda bizlere rehberlik ediyor. Örneğin temizlik,düzenli ve sağlıklı beslenme,egzersiz,epidemi zamanı yapılması gereken uygulamalar (karantina vs.), kötü alışkanlıklardan uzak durmak salgınlardan korunmamızı sağlayan ana etmenler.

Bir sonraki  yazıya kadar sağlıkla kalın,evinizde kalın. Görüşmek üzere..

KAYNAKÇA VE İLERİ OKUMA:
https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_epidemics
who.int/emergencies/crises/en/
https://www.who.int/emergencies/diseases/novel-coronavirus-2019
Jared Diamond – Tüfek,Mikrop ve Çelik
Pandemic How to Prevent an Outbreak belgeselini tavsiye ederim.

Paylaş:

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.