Fütürist Yaşam’a hepiniz hoş geldiniz. Bildiğiniz üzere yaklaşık olarak 9-10 aydır bir pandemi süreci içerisindeyiz. Süreç içinde onlarca şey yazıldı, çizildi, ortaya atıldı ve şu anda da bir bilgi kirliliği almış başını gidiyor. +45 yaş kişilerin Whatsapp gruplarından tutun da gerek sosyal medyada gerekse sanal alemde, hatta bazı ulusal kanallarda ortaya çıkıp da kulaktan kulağa taşınırken bir de üzerine kişisel yorum katılan bu yalan yanlış bilgiler, toplum üzerinde gereksiz bir tedirginlik ve huzursuzluğa sebep olmakta. Biz de bu tedirginlikleri bir nebze olsun azaltmak için böyle bir yazı hazırladık. İyi okumalar…

  1. Aşı genetiğimizi mi değiştirecek?

Hayır. Bu iddia özellikle mRNA aşıları için geçerli. Fakat sırf isminde genetik yapı taşlarından biri geçiyor diye bu kanıya varmak mantıksız. Tamam, bu aşı teknolojisi çok yeni ve henüz uzun vadede ne gibi yan etkiler göstereceği ya da uzun vadede etkili olacağı tam olarak bilinmiyor. Ayrıca kullanımı onaylanan ilk mRNA aşısı da koronavirüs aşısı. Fakat aşının çalışma sistemi iddia edilenden çok farklı. Öncelikle geleneksel inaktif aşılardan bahsedelim. Bu tür aşılar ölü ya da zayıflatılmış mikroplar içeriyor. Vücuda verilerek bağışıklık sisteminin mikrobu tanıması ve ona göre de antikor geliştirmesi amaçlanıyor. Mikrop etkisiz halde olduğu için de herhangi tehlikeli bir yan etki görülmüyor. mRNA aşıları ise deaktif hücreler yerine virüs ya da bakteri hakkında bilgiler barındıran tek zincirli moleküllerden oluşuyor. Tek başına hiçbir anlamı olmayan bu parçalar hücre zarlarından geçebiliyor. Bağışıklık hücreleri hemen bunun bir yabancı molekül olduğunu anlayıp ona karşı antikor geliştirmeye başlıyorlar ve vücut mikroba karşı bağışıklık kazanıyor. Aslında mRNA aşıları bağışıklık hücrelerine bir nevi öğretmenlik yapıyor diyebiliriz. Yani kısacası vücut hücrelerine etki edip sizi cyberge dönüştürmüyor.

  • Bill Gates bize çip mi takacak?

Tabi ki de hayır. Öncelikle nano teknoloji henüz çok yeni ve böyle bir teknoloji icat edilmedi. Eğer insan vücudunu bir çiple yönetebilselerdi şuan dünyada Parkinson, MS ya da Alzheimer başta olmak üzere birçok hastalık tedavi edilebilirdi, öyle değil mi? Bu iddia Bill Gates’in mart ayında verdiği bir röportajdan sonra yayılmaya başladı ve sadece ülkemizde değil tüm dünyada konuşulan bir komplo teorisi haline geldi. İşin aslıysa Gates’in “kimin aşı olduğunu, iyileştiğini ve kimin test yapıldığını gösteren dijital sertifikalara sahip olacağız” demesi. Yani ortada bir çip falan yok. Kaldı ki hemen hemen hepimizin elinde elektronik aletler mevcut ve birçoğuna kolayca uzaktan erişim sağlanabiliyor. Aşı ile çip takmak gibi maliyetli ve zahmetli bir işe Bill Gates abimiz girmez sanırım.

  • Aşılar İnsanları kısırlaştırıyor mu?

Bu iddianın asıl kaynağı, 2011 yılında Pfizer firmasından ayrılan Michael Yedaon tarafından ortaya atılmış. Kendisi, Alman-Amerikan ortak yapımı Pfizer aşısının içeriğindeki mRNA moleküllerinin plesenta gelişiminden sorumlu bir protein olan sinsitin-1’e saldıracağını ve bunun da kadınlarda kısırlığa sebep olacağını iddia etmiş. Bu iddia da diğer iddialar gibi asılsız. Pfizer sözcüsü Dervila Keane, ellerinde böyle bir durumla ilgili veri olmadığını açıkladı. İddiada virüs üzerindeki başak proteinleri ile aşıda bulunan ortak bir genetik dizilimin yukarıda belirttiğimiz plesental proteine zarar vereceğinden söz edilse de, bu ortak dizi herhangi bir olumsuz durum oluşturmayacak kadar kısa. Kaldı ki uzmanlar bu mantığa göre hareket edilirse virüsü atlatan her kadının kısır kalması gerektiğini fakat öyle bir durumun söz konusu olmadığını söylüyorlar. Kısırlığa bağlı olarak dünya nüfusunun azaltılacağı iddiası da gündemde malumunuz. Görüldüğü üzere böyle bir durum da söz konusu değil. Fakat her yıl bir öncekine nazaran azalan nüfus artış hızı sebebiyle, dünya nüfusunun 10 milyarı geçmeyeceği söyleniyor. Hatta hali hazırda nüfusu bir önceki yıla göre azalan ülkeler bile mevcut.

Son olarak güncel verilerden de bahsedelim. Toplam vaka sayımız 2 milyona doğru gidiyor, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 17 bini aştı. Bu da toplam vaka sayısında dünyada ilk 10 ülke arasına girdiğimiz anlamına geliyor. Elbette aşı yaptırmak veya yaptırmamak sizin elinizde. Fakat aşıdan dolayı hayatını kaybedenler ve koronavirüsten dolayı hayatını kaybedenlerin sayısına bir göz atın. Yukarıda da gördüğünüz gibi geneli asılsız onlarca iddia yüzünden insanların aşıya olan önyargısı her geçen gün artıyor. Bu oran özellikle sosyal medyayı bilinçsiz bir şekilde kullanan orta yaşlı kesimde kat kat daha fazla. Önyargılı yaklaşımlar bu şekilde artmaya devam ederse salgını bitirme şansımız da her geçen gün azalacak. Bu da daha fazla karantina, daha fazla uzaktan eğitim, daha fazla maske takmak demek.  Hepsinden nefret ediyoruz ve kurtulmak istiyoruz. Peki kurtulmak için gerekenleri yapıyor muyuz? Orası tam bir muamma…

Paylaş:

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.